16 Ocak 2021
Amatör Basketbol | Basketbol Haberleri | Büyük Erkekler Basketbol Ligi | Basketbol Sonuçları | Milli Takımlar | Altyapı | Spor Okulları
BLOG

ÇOCUK VE SPOR MANİFESTOSU

Bizim derdimiz Türkiye’de spor tarihinin akışını değiştirmek.

İstatistikler, Türkiye’de spor yapan çocukların ulaşılmayacak bir amaç için, zamanının ve bütçelerin boşa harcandığını, en önemlisi de çocukların sağlıklarının ve geleceklerinin heba edildiğini gösteriyor. Aslında çocuklara spor yaptırmak ve yetenekli çocukları eğitmek için gerekli olan şeyler çok basit. Kolay demiyorum dikkat edin yapılacak şeyler çok basit. Yapmamız gereken sadece; bilimsel, denenmiş ve doğruluğu denetlenebilir yöntemleri uygulamaya geçirmek. Günümüzde çocuk ve spor konusunda çok geniş kapsamlı çalışmalar var. Pediatri, spor tıbbı, pediatrik psikoloji ve sakatlık önleyici tedbirlerle birlikte çocuklara spor yaptırırken özel durumlarına uygun çalışmalar planlamak, yetenek seviyelerini tespit etmek ve yetişkinlik döneminde maksimum performansa ulaşmaları için bireye özgü stratejiler belirlemek bilimsel olarak mümkün. Fakat kurumlarımızda çocukların nasıl spor yapması gerektiği hakkında bilimsel ve gerçekçi bir bilgisi olan eğitmen yok denecek kadar az. Bu nedenle hiçbir kurumda çocukların antrenman planlaması ile ilgili bir sistem bulunmuyor. Bu sistem nasıl oluşturulmalı? Nelere dikkat edilmeli? Bu konuda tam olarak bilgi sahibi ve söz sahibi olan da yok. Spor yapan çocuklar için bu kadar sıkıntılı ortamda neyi bildiğinin, neyi bilmediğinin kaygısını yaşayan da yok. Ne yazık ki kaygılar daha çok maddi çıkarlar, sosyal statüler ve egolar üzerine kurulu.

Bu metinle temel olarak Türkiye’de spor ile uzaktan veya yakından ilgisi olan herkesin çok iyi bildiği ama kimsenin çözüm üretmediği kemikleşmiş ve artık hastalık haline gelmiş altyapı yanlışlarına dikkat çekmek ve bu kemikleşmiş yapıyı kırmak için çocukların sportif eğitimiyle ilgili kaygı duyan tüm aktörlerde bilinçli farkındalık yaratmak istiyorum. Ayrıca “Neden Sporcu Yetiştiremiyoruz?” sorusuna cevap ararken yıllar içinde fark ettiğim ve üzerine düşünülmeyen çok önemli bir konuyu irdelemek amacım: Her yıl milyonlarca çocuk sporcu olmak için çabalıyor. Peki, sporcu olamayan bu çocuklar şimdi neredeler? Neden sporcu olamadılar? Bu soruların hiçbir abartıya yer bırakmayacak cevabı ise şimdi hepsi sakat ve hayatları boyunca sağlık problemi yaşayacakları sıkıntılara sahipler.

Bilimsel temeli olan, denenmiş ve doğruluğu süreç içinde denetlenebilir bir spor eğitim sistemi hedef olarak gerçekleştirilebilir olmasına rağmen bunun önündeki engel ekonomik koşullar mı? Değer eksikliği mi?

1. “Spor yapan çocukların gelecekteki durumu ne olacak?”
Bugün, dünün yarını olduğuna göre spor yapan çocukların gelecekteki durumu köklü bir değişim yapmadığımız sürece bugün elimizdeki sonuçlarla aynı olacak. Bugün elimizdeki sonuçlar ise şöyle:

Futbol gözlem evi (CIES) sonuçlarına göre:

Süper Lig’deki yerli futbolcuların %62’si, altyapı eğitimini Türkiye dışında alan oyuncular. Türkiye kulüpleri altyapılarından oyuncu yetiştirme konusunda %6,8 ile 31 ülke arasında sonuncu sırada. Türkiye’de 15 ile 21 yaşları arasında altyapı oyuncularına 3 yıl forma şansı veren ve kadrosunda bulunduran kulüp yok.

Spor toto süper lig oyuncu araştırmasına göre:

Ligimizde forma giyen 21 yaş altı Türk oyuncuların sayısı sadece 16. Toplam 413 oyuncudan 179’unun “yabancı” olduğu ligimizde kulüplerin kendi altyapısından yetiştirdiği oyunculardan sadece 27’si sezonun ilk yarısında maçlarda forma giymiş. Bu 27 oyuncu ortalama 90 dakikalık maçta 34 dakika sahada kalmış.

SESAM’ın Türkiye’de 13 bin lisanslı sporcu ile yapılmış en kapsamlı çalışmasının sonuçlarına göre:

Basketbol, tekvando, voleybol, judo, güreş, hentbol, atletizm, jimnastik, badminton, karate, yüzme ve boks branşından araştırmaya katılan toplam sporcu sayısı 9.300. Antrenmanda veya maçlarda sakatlanan sporcu sayısı 7246, yani sakatlanma oranı %77,9.

Her yıl basketbolla ilişkili yaklaşık 1,6 milyon yaralanma olduğu tahmin ediliyor. Bunların 500 bin’den fazlasının hastanelerin acil servislerine tedavi için müracaatta bulunduğu ve spor aktivitelerine bağlı yaralanmalar nedeniyle çocuk ve gençlerin son on beş yıl içinde sporu bırakma oranının %70-80’lere ulaştığı düşünülüyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de çocuğunuz spor yapıyorsa sağlığı büyük tehlike altında.

2.“Yetenekli çocuğun dramı ne?”
Spor camiasının yönetiminde rol alan aktörlerin çoğu problemin tesis ve imkanların yetersiz olduğunu düşünürken, bir kısmı da Türkiye’de yetenekli sporcu olmadığını düşünüyor. Türklerin yeteneğiyle ilgili somut olarak Almanya’da yetişen Türk oyuncular var. En çok yatırım yapılan futbol altyapı milli takımlarımızda yurt dışından yetişen oyuncuların sayısı da oldukça fazla.

Aslında gerçek problem spor camiası içindeki aktörlerin düşündüklerinin aksine tesis ve imkanlar artıkça çocukların sakatlanma oranlarının da artıyor olması. Yani tesisler ile sakatlanma arasında doğru bir orantı olması. Problem, tesislerden önce doğru antrenman planlaması ve programlaması yapılmaması. Sonuçta aşırı yüklenmekten ve tek yönlü antrenmandan çocukların sağlığının bozulması ve sakatlanmaları. Türkiye’nin büyüğü olan İstanbul kulüplerinin imkanları birçok kulüpten çok daha fazla olmasına rağmen profesyonel sporcu olabilen kişilerin Anadolu takımlarından çıkmasının sebebi de bu. Burada önemli bir konu daha var. Yeteneği olan çocuk kendini her koşulda belli ediyor. Çünkü yetenekli çocuğu daha kuvvetli, daha güçlü ve daha teknik olarak gözlemle anlayabiliyorsunuz. Bu onların kalıtsal özelliği. İstanbul takımları küçük yaşta en yetenekli çocukları kalacak yer, okul ve maaş vererek transfer ediyorlar. En yüksek potansiyeli olan çocukları alıp sporcu olamayacak hale gelene kadar sağlıklarını bozuyorlar ve bu durum sadece İstanbul’a transfer edildi, sakatlandı ve sportif geleceği bitti diye olmuyor. Tüm Türkiye’de süreç benzer şekillerde uygulanıyor.

Sonuç olarak, Çocuğunuz ne kadar yetenekli ve potansiyeli yüksekse o kadar çok sakatlanıyor. Bütün hayatı boyunca bu sakatlıkların etkisini sağlık problemi olarak yaşıyor.

3. “Temel sorunumuz ne?”
Temel sorun çocukların yaptıkları antrenmanlar. Fakat bu suçlu sadece antrenörlerdir demek değil. Bu duruma neden olan sebeplere bütün olarak bakmak lazım. Sonuçta antrenörlere verilmesi gereken eğitimin yetkinliğini veren denetleyici bir kurum ve verilen eğitimlerden sorumlu olan kurumlar var. Bu kurumların başta çocuklar için bir spor eğitim sistemi yok. Bu sistemi kurmak, sistem için yetkin elemanlar yetiştirmek, bilgi birikimlerini ve bilinç seviyelerini artırmak antrenörlerin kendi sorumlulukları değil. Çocuklar için antrenörler çok yetersiz ama neden yetersiz olduklarını iyi bilmek çözüm için temel problemi görmek gerekir.

Barbaros Serdar Erdoğan’ın “Türkiye’deki Antrenör Eğitiminin İlkesel Ve Yapısal Problemlerinin İncelenmesi” tezinde:

“Eğitmen eğitimi kurslarının kuruluşlar tarafından bir para kaynağı olarak görüldüğü çünkü eğitim planlamasının yetersiz olduğu, ciddi bir eğitim sürecinin gerektiği, mesleki açıdan ve etik açısından ciddiyetten uzak eğitimlerin verildiği” tespitinde bulunmuş.

Sonuç olarak, Türkiye’de spor eğitmeni eğitimiyle ilgili kurum ve kuruluşlar üzerilerine düşen görevlerini ve sorumluluklarını tam olarak bilmiyor, yerine getirmiyor ve gerçekçi çözümler üretemiyor.

4. Peki antrenman programı nedir?
Antrenman programı aslında bir reçetedir. Bu reçetenin içeriğini belirleyen etmenlerse sadece kişinin bireysel özellikleridir. Nasıl doktora gittiğinizde reçeteniz için muayene oluyorsanız, tahlilleriniz yapılıyorsa ve sizin tedaviniz için uygun aralıklarla ilaç programı uygulanıyorsa antrenman programı içinde aynı şey geçerlidir. Burada muayene ve tahliller; test ve analiz sürecini, uygulanan reçetede antrenman programını ifade eder. Antrenman yaptığınız sürece, sağlıklı bir program uygulayabilmek için düzenli aralıklarla değerlendirilme yapılması ve sonuçların planlamada kullanılması olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

Analiz yapmak, analiz sonuçlarını sistematik olarak yorumlamak, zayıf ve güçlü yönleri belirlemek ve bu sonuçlara göre uygulama stratejilerini programlamak antrenmandır. Sonra yeni stratejiler belirlemek ve önceki stratejilerin doğruluğunu değerlendirmek için bu süreç devamlı tekrar etmelidir. Ayrıca, bir önem sırası olması da gerekir. Antrenman programı önem sırasına göre şu sorulara cevap vermelidir:

– Vücut yapısı sağlıklı mı?

– Ağrı ve fonksiyon bozukluğu var mı?

– Hareket kapasitesi ve esneklik yeterli seviyede mi?

– Vücut stabilitesi ve kas kuvvet dengesi orantılı mı?

– Performans potansiyeli ne?

– Ne kadar antrenman yapılmalı?

– Ne kadar dinlenilmeli?

Bu sorulara cevap vermeyen bir uygulamaya antrenman programı denemez. Yani antrenman programı; antrenman saati içinde olabildiğince yoğun çalışmaları bir araya getirmek ve sporcuları olabildiğince çok yormak değildir. Çünkü antrenmanların yoğunluğu sporcuları geliştirmez. Antrenman yapmak sporcuyu yoran, laktik asit üreten, mikro düzeyde kas harabiyeti oluşturan ve iskelet sistemini zorlayan bir uygulamadır. Gelişimi sağlayan devamlı ve olabildiğince yoğun antrenman yapmak mı? Yoksa yukarıdaki sorulara sırasıyla cevap arayan ve yoğunluğa göre dinlenme planlaması yapmak mı? Bilmek gerekir.

Sonuç olarak, sporcuların tüm gelişim özellikleri bilinmeden ve dikkate almadan, yetişkin gibi ve tek yönlü çalışmalar yaparak başarı beklemek hayal ötesi bir beklentidir.

5. “Eğitmen eğitiminin kapsamı ne olmalı? Yetkin bir eğitmen neleri bilmeli?”
Eğitmenlerin eğitimi spor bilimlerine paralel olarak planlanmalıdır. Spor bilimleri; spor eğitimi için bütün etmenleri saptamayan, tanımlayan, bu etmenleri bilimsel olarak analiz eden, analiz sonuçlarını sistematik olarak yorumlayan, zayıf ve güçlü yönleri belirleyerek sonuçlar çıkartan, sonuçlara göre uygulama stratejilerini spor eğitimine çeviren ve birçok bilim dalını bünyesinde bulunduran bir disiplindir.

Spor bilimlerinin kapsamında, anatomi, fizyoloji, psikoloji, biyomekanik, beslenme, motor gelişim, teknik taktik, beceri öğrenimi, sporcu sağlığı, öğretim yöntemleri, yetenek seçimi, ölçme ve değerlendirme gibi her biri ayrı ve kompleks bilim dalları bulunmaktadır. Bu kadar çok bilim dalı olması eğitmenlerin tek başına bütün bu bilim dallarında uzmanlaşmaları anlamına gelmiyor. Eğitmenlerin uzmanlaşması gereken bu bilimlere bağlı olarak oluşturulmuş antrenman bilimlerinin ilkeleri. Bu ilkeler boşa yorulmak ve sakatlanmak ile antrenman yapmak arasındaki çizgiyi belirler. Antrenman yapmak sağlığı geliştirir ve maksimum performans için yol açar. Plansız çalışmak aşağıdaki sonuçlara yol açar.

Hülya Akdur ve arkadaşlarının “İstanbul Spor Kulüplerinde Oynayan Basketbol Oyuncularının Farklı Yaş Kategorilerinde Sakatlık Oranlarının ve Sakatlık Tiplerinin Belirlenmesi” çalışmasına göre sonuçlar:

248 kız ve erkek çocuk sporcu ile yapılan araştırmaya göre, sporcuların sporu bırakmaya sebep olacak ciddi sakatlık yaşama oranı, %31,6 (248 sporcu içinden 78’i), sakatlıktan dolayı spora ara verme oranı, %86,7 (248 sporcu içinden 215’i), minik takım oyuncularının sakatlık oranı, %11,7 (61 sporcu içinden 7’si), küçük takım oyuncularının sakatlık oranı, %32,8 (118 sporcu içinden 39’u), yıldız takım oyuncularının sakatlık oranı, %32,3 (30 sporcu içinden 10’u), genç takım oyuncularının sakatlık oranı, %59,5 (38 sporcu içinden 22’si).

Yaş ilerledikçe sakatlanma oranında arttığını fark etmişsinizdir. Yine aynı çalışmanın sonuçlarına göre, sakatlanan sporcuların %35’inin sakatlıklarının tamamen iyileşmeden spora geri döndükleri saptanmış.

Sonuç olarak, Çocuğunuzun yaptığı antrenmanlarla sağlıklı olma, ulusal seviyede sağlıklı sporcu olma ya da uluslararası seviyede elit sporcu olma imkanı yok.

6. “Çocuk ve spor ilişkisi”
Sportif uygulamalar insan doğasının bir parçası değildir. İnsanın doğasında bulunan becerilerin, fiziksel ve zihinsel etmenlerin belirlenmiş amaç ve kurallar çerçevesinde kullanılmasıdır. İnsan doğasının parçası harekettir. Çocukların hareket kapasitelerini eğitebilmenin en iyi yolu da oyundur. Oyun oynamakla ilgili yapılan çalışmalarda oyunun çocukların beyin fonksiyonları ile öğrenme arasındaki ilişkinin artmasının, bilişsel, psikososyal ve fiziksel gelişimin sağlaması için en önemli yol olduğu saptanmıştır. Hareket gelişimini ve hareket gelişimini etkileyen bu faktörleri dikkate almak çocuklar için en önemli konudur.

“Oyun oynamak aynı zamanda çocukların dünya ile ilgili temel bilgileri edinmelerinin bir yoludur. Bu bilgiler daha sonra öğrenecekleri dil, sanat, sosyal bilimler, matematik ve fen ile ilgili tüm bilimlerin yolunu açar”* (Dr. Elif Korkmaz’ın oyunun çocuk gelişimine etkisi ve çocuk oyun alanları tasarım kriterleri yazısından alınmıştır).

Spor, çocuklara oyun oynama imkanı sağlamanın en önemli yoludur.

Günümüzde, gelişen teknoloji ve sosyal koşullardan dolayı çocukları spora yönlendirmenin önemi daha da fazladır. Oyun alanı haline getirilmiş arsalar, mahalle de oynanan oyunlar, mahalleler arası oynanan maçlar artık geçmişte kaldı. Yeni kuşak döneminde sokak oyunlarıyla büyüyen ailelerin ve ayrıca antrenörlerin geçmişte oynadıkları oyunların; motor kapasiteleri, sağlıklı fiziksel gelişimleri, sağlıklı psikolojik gelişimleri için ne kadar önemli olduğu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını görüyorum. Hangi yaşta hangi motor becerilerin eğitilmesi gerektiği, çocuklarda sakatlanma risklerinin ne olduğu, sakatlanmalara karşı hangi stratejilerin koruma sağlayacağı, kronik hastalıkları (astım, diyabet, sinir-kas sakatlığı vb.) olan çocuklar için nasıl bir spor programı düzenlenmesi gerektiği hakkında hiçbir fikirleri yok. Çocuğun neye ihtiyacı olduğu düşünülmeden spora yönlendirme kararını ne yazık ki moda akımlar, sosyal çevre ya da çocuğum sporcu olacak egoları yönlendiriyor.

Sonuç olarak, spor yapmak çocukların gelişim sağlığı için çok önemli bir uygulamadan, sağlığı bozacak bir uygulamaya dönüşüyor.

7. “Biz ne yaptık? Ne yapmaya çalışıyoruz?”
Çocuklar için spor eğitimi sistemimizin olmaması çocuk sporcuların eğitimini imkansız hale getirmiş durumda. Çocukların potansiyelini, antrenörlerin yetkinlik seviyelerini ve ailelerin spor yapan çocukları için bilinç seviyelerini arttıracak nesnel, sağduyulu ve doğru tavsiyelerde bulunan kaynak ve kurum sayısı yok denecek kadar az. Bu nedenle, sağlıklı çocuk gelişimi çalışmaları yapan merkezimizde ailelere ve antrenörlere nesnel, sağduyulu ve doğru tavsiyelere ulaşabilecekleri çalışmalar yapıyoruz.

Bu sıkıntılara etki etmek için, çocukların sağlığının neden bozulduğu, çocuklara spor yaptırırken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve çocuklar ile ilgilenen herkesin ihtiyaçlarına göre destek alabileceği bir sistem oluşturduk. Birçok ülke de yaygın olarak kullanılan “yetenek seçimi ve eğitimi” ile birlikte, Türkiye’de yetişen çocuklara uygun “uzun süreli sporcu yetiştirme modeli” oluşturmak için altyapı çalışmalarına başladık. Bilimsel bilgi seviyesi ve bilinç seviyesi spor yapan bütün çocuklarda pozitif etkiler oluşturana kadar, kural koyucuların çözüm üretmediği kemikleşmiş ve artık hastalık haline gelmiş altyapı yanlışlarına etki edene kadar çalışmalara devam edeceğiz.

Yukarıdaki sorunların doğmasına ve çözülememesine neden olan en büyük etmen Türkiye’de konu başlıkları seviyesinde bir kopyala yapıştır kültürünün olması. Spor eğitimi sistemimiz Almanya’dan kopyalanmış. Spor eğitiminin misyonunu ve vizyonunu anlamadığımız için 3 milyon Türk nüfusu ile 80 milyon nüfusla yapamadığımızı yapıyorlar. Antrenman programları Google’dan, Youtube’dan kopyalanıyor. Antrenmanın amaçlarını ve hedeflerini anlamadığımız için yukarıda yazdığım istatistikler ortaya çıkıyor. Aynı durum yıllardır uygulanan yetenek seçimi projeleri içinde geçerli. Yapılan testleri kopyalayarak hemen hemen her yıl yetenek seçimi projeleri ortaya çıkıyor. Fakat yapılan bu çalışmalardan bir sonuç ortaya çıkmıyor. Birçok kuruma sunum yapmaya gidiyoruz bizim hazırladığımız çalışma programı yine kopyalanmış olarak projemiz diye bize gösteriliyor. Birçok kulübe sunum yapmaya gidiyoruz yine hazırlamış olduğumuz çalışma programı, başka firma tarafından hazırlanmış fiyat teklifi içinde karşımıza çıkıyor. Burada bizim için önemli olan çalışma programımızın kopyalanması değil, asıl önemli olan bilimsel ve neden sonuç ilişkisine dayalı misyonlarının, vizyonlarının, hedeflerinin ve amaçlarının olmaması.

Yaşanan sıkıntıların çözümü için bilimsel çalışmaların öncülüğünde köklü değişimlere ve yeniliklere ihtiyacımız var. Bizim yaptığımız da özet olarak bilimsel çalışmaların ışında yeniliklere öncülük etmek, çocukların sportif gelişimiyle ilgili tüm aktörlerin bilinç seviyesini, bilgi seviyesini geliştirmek ve Türkiye standartlarına uygun uzun süreli sporcu yetiştirme modelini oluşturmak ve yaygınlaştırmak.

Science of Sports Kurucu Ortağı Serkan KARAYEL

Related posts

Laktik Asit nedir Kaslarda Nasıl Birikir.

İlker Terzioğlu

Spor Öncesi Beslenme

İlker Terzioğlu

Basketbol ile ilgili Temel Bilgiler

İlker Terzioğlu

Leave a Comment